verb

dealt

başa çıkmak, ilgilenmek, dağıtmak

She dealt with the complaint very well.

Şikayetle çok iyi başa çıktı.

Our company deals in computer software.

Şirketimiz bilgisayar yazılımı ticareti yapmaktadır.

He dealt the cards to each player.

Her oyuncuya kartları dağıttı.

((with sth./sb.)) (bir sorun veya kişiyle) başa çıkmak. You must learn to deal with stress.

((in sth.)) (belirli malların) ticaretini yapmak. The company deals in rare books.

handle (ele almak), manage (yönetmek), cope with (başa çıkmak), distribute (dağıtmak)

Eski İngilizce'de 'bölmek, dağıtmak' anlamına gelen 'dǣlan' kelimesinden gelir. Bu, bir sorunu parçalara ayırarak 'başa çıkmak' veya mal 'ticareti yapmak' ile ilgilidir.

Kartları 'dağıtması' (distribute) ve aynı zamanda oyun sırasında herhangi bir sorunla 'başa çıkması' (handle) gereken bir kart dağıtıcısını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.