verb

deceive

aldatmak, kandırmak

He deceived her into thinking he was rich.

Zengin olduğunu düşünmesi için onu aldattı.

Appearances can deceive.

Görünüş aldatıcı olabilir.

((sb.)) (birini) aldatmak. He tried to deceive the public.

((sb.)) ((into -ing)) (birini) (bir şey) yapması için kandırmak. They deceived him into signing the contract.

Eş anlamlılar: mislead (yanıltmak), fool (kandırmak), trick (hile yapmak); Zıt anlamlılar: enlighten (aydınlatmak), be honest with (dürüst olmak)

Latince 'decipere' kelimesinden gelir ('de-' 'uzak' + 'capere' 'almak'), 'tuzağa düşürmek, hile yapmak' anlamına geliyordu.

'de-' ekini 'aşağı' ve '-ceive' kısmını 'receive' (almak) gibi düşünün. Yalan bir şey alarak aşağı çekildiğinizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.