verb

decide

karar vermek, kararlaştırmak

I can't decide what to wear.

Ne giyeceğime karar veremiyorum.

She decided to go to the party.

Partiye gitmeye karar verdi.

The court will decide the case.

Davaya mahkeme karar verecek.

((-mAya)) bir şey yapmaya karar vermek She decided to go to the party.

((ne/hangi/nasıl -AcAğInI)) ne/hangi/nasıl yapılacağına karar vermek I can't decide what to wear.

((sth. -dA)) bir şeyde karar kılmak We decided on the blue car.

((... -DIğInA)) ... olduğuna karar vermek They decided that he was guilty.

Synonyms: determine, choose, resolve

Latince 'decidere' (kesip atmak) kelimesinden, 'de-' (uzak) + 'caedere' (kesmek). Fikir, diğer seçenekleri 'kesip atmaktır'.

Nihai bir karar vermek için diğer tüm seçenekleri makasla 'kestiğinizi' hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.