verb

decides

karar vermek, kararlaştırmak

She decides to leave early.

Erken ayrılmaya karar verir.

The court decides the case tomorrow.

Davaya yarın mahkeme karar verecek.

He decides what to do next.

Sonra ne yapacağına o karar verir.

((-meye/-maya)) karar vermek (-meyi/-mayı) yapmaya karar vermek She decides to leave early.

((bir şey)) (bir şeye) karar vermek The court decides the case tomorrow.

((soru cümlesi)) ne/nereye/vb. karar vermek He decides what to do next.

Synonyms: determine, resolve, choose; Antonyms: hesitate, waver, dither

Latince 'decidere' kelimesinden, 'de-' (uzak) + 'caedere' (kesmek). Kelimenin tam anlamıyla diğer olasılıkları 'kesip atmak'.

Makasla diğer tüm seçenekleri 'kesip attığınızı' ve geriye tek bir seçenek kaldığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.