adjective

deep

derin, koyu, yoğun

The lake is very deep.

Göl çok derin.

She has a deep voice.

Onun derin bir sesi var.

He is in a deep sleep.

Derin bir uykuda.

The colour is a deep red.

Renk koyu kırmızı.

((...)) derin + isim Derin okyanus gizemlidir.

((olmak)) ((...)) derin olmak Su burada derin.

Synonyms: profound, low; Antonyms: shallow, superficial

Eski İngilizce'de 'derin' anlamına gelen 'dēop' kelimesinden gelir. Cermen kökenlidir.

Fiziksel derinlik için 'derin' bir denizi, soyut derinlik için 'derin' bir düşünceyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.