adjective

defective

kusurlu, bozuk, arızalı

The product was defective and had to be returned.

Ürün kusurluydu ve iade edilmesi gerekti.

His hearing is slightly defective.

İşitmesi biraz kusurlu.

((isim)) kusurlu ((isim)) The product was defective.

Synonyms: kusurlu, bozuk; Antonyms: mükemmel, kusursuz

Latince 'defectivus' kelimesinden, 'başarısız olmak' anlamına gelen 'deficere'den türemiştir. 'de-' (uzak) + 'facere' (yapmak), yani 'kötü yapılmış'.

Bir şeyde 'defekt' (kusur) varsa, o şey 'defective' (kusurlu) olur. Türkçe'deki 'defolu' kelimesini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.