adjective

aghast

dehşete düşmüş, donakalmış, şaşkın

She was aghast at the terrible news.

Korkunç haber karşısında dehşete düşmüştü.

He stood aghast at the scene of the accident.

Kaza mahallinde donakalmıştı.

aghast ((at sth.)) (bir şeye) dehşete düşmek Korkunç haber karşısında dehşete düşmüştü.

Eş anlamlılar: dehşete düşmüş, şok olmuş, donakalmış; Zıt anlamlılar: sakin, soğukkanlı, etkilenmemiş

Orta İngilizce 'agasten' (korkutmak) kelimesinden, 'a-' (yoğunluk öneki) + 'gasten' (korkutmak), 'ghost' (hayalet) ile ilgilidir.

Bir 'ghost' (hayalet) gördüğünüzü hayal edin - 'aghast' (dehşete düşmüş) olurdunuz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.