adjective

deliberate

kasıtlı, kasti, bilinçli, temkinli

It was a deliberate act of vandalism.

Bu kasıtlı bir vandalizm eylemiydi.

She spoke in a calm, deliberate voice.

Sakin ve temkinli bir sesle konuştu.

((bir)) deliberate ((isim)) kasıtlı It was a deliberate act of vandalism.

((bir)) deliberate ((isim)) temkinli, yavaş She spoke in a calm, deliberate voice.

Eş anlamlılar: kasıtlı, planlı, dikkatli; Zıt anlamlılar: kazara, istemeden, aceleci

Latince 'tartılmış, düşünülmüş' anlamına gelen 'deliberatus'tan gelir. 'de-' (tamamen) + 'librare' (tartmak).

'To deliberate' (fiil) dikkatlice düşünmek demektir, bu nedenle 'deliberate' (sıfat) bir eylem, üzerinde düşünülmüş bir eylemdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.