adjective

dense

yoğun, sık, kalın kafalı, anlaşılması zor

The forest was very dense.

Orman çok yoğundu.

The report was dense with technical jargon.

Rapor teknik jargonla doluydu.

He can be a bit dense sometimes.

Bazen biraz kalın kafalı olabiliyor.

((a)) dense ((isim)) yoğun bir kalabalık

((sth.)) is dense (bir şey) yoğun Sis yoğundu.

dense with ((sth.)) (bir şey) ile dolu gerçeklerle dolu bir kitap

Eş anlamlılar: thick, compact, crowded; Zıt anlamlılar: sparse, thin, clever

Latince 'kalın, sıkışık' anlamına gelen 'densus' kelimesinden gelir.

Bilimsel terim olan 'density' (yoğunluk) ile bağdaştırın. Yoğun bir ormanın ağaç yoğunluğu yüksektir. 'Kalın kafalı' (dense) bir kişinin düşünce yoğunluğu düşüktür.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.