adjective

desolate

ıssız, terk edilmiş, kasvetli

The landscape was desolate and empty.

Manzara ıssız ve boştu.

She felt desolate after her friend moved away.

Arkadaşı taşındıktan sonra kendini kasvetli hissetti.

((bir yer)) boş ve insansız The landscape was desolate and empty.

((bir kişi)) çok üzgün ve yalnız hissetmek She felt desolate after her friend moved away.

Eş anlamlılar: barren, bleak; Zıt anlamlılar: vibrant, cheerful

Latince 'desolare' (terk etmek) kelimesinden, 'de-' (tamamen) + 'solus' (yalnız).

'De-solo' olmayı, yani tamamen yalnız olmayı düşünün. Issız bir yer o kadar boştur ki sizi yalnız hissettirir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.