noun

destiny

kader, alın yazısı

It was his destiny to lead the country.

Ülkeyi yönetmek onun kaderiydi.

We can control our own destiny.

Kendi kaderimizi kontrol edebiliriz.

((birinin)) destiny (birinin) kaderi She wanted to control her own destiny.

((birinin/bir şeyin)) destiny (birinin/bir şeyin) kaderi The destiny of the nation was at stake.

Eş anlamlılar: fate, fortune, lot

Eski Fransızca 'destinee' kelimesinden, o da Latince 'belirlemek' anlamına gelen 'destinare'den gelir.

'Kaderinizi' ('destiny'), hayat yolculuğunuzun son 'varış yeri' ('destination') olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.