adjective

destitute

yoksul, muhtaç, sefil

The floods left many families destitute.

Seller birçok aileyi yoksul bıraktı.

He died destitute and alone.

Yoksul ve yalnız öldü.

((olmak)) yoksul parasız, yiyeceksiz veya evsiz olmak The family was left destitute.

Eş anlamlılar: impoverished, penniless, needy; Zıt anlamlılar: wealthy, affluent

Latince 'terk etmek' anlamına gelen 'destituere'den gelir, 'de-' (uzak) + 'statuere' (yerleştirmek). Kelimenin tam anlamıyla 'kenara konulmuş'.

'De-statü' gibi düşünün – statünüzün ve mal varlığınızın elinizden alınması ve hiçbir şeyinizin kalmaması.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.