noun

determinant

belirleyici etken, determinant

Age is a key determinant of voting behaviour.

Yaş, oy verme davranışının önemli bir belirleyicisidir.

He calculated the determinant of the matrix.

Matrisin determinantını hesapladı.

((bir şeyin)) belirleyicisi a determinant ((of sth.)) Price is a key determinant of demand.

Eş anlamlılar: factor, cause, influence

Latince 'determinare' (sınırlamak, belirlemek) kelimesinden gelir, 'de-' (tamamen) + 'terminare' (sınırlamak) köklerinden oluşur.

Bir 'determinant', bir sonucu 'determine' eden (belirleyen) bir faktördür.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.