noun

devotee

meraklı, hayran, düşkün

He is a devotee of classical music.

Klasik müziğin bir meraklısıdır.

The temple was full of devotees.

Tapınak müritlerle doluydu.

((bir şeyin)) meraklısı/hayranı a devotee of (sth.) He is a devotee of classical music.

Eş anlamlılar: enthusiast, fan, follower, supporter

Latince 'devotus' (adanmış) kelimesinden, Fransızca 'dévot' aracılığıyla gelmiştir. '-ee' eki, bir eylemin nesnesi olan kişiyi belirtir (ör. employee).

Bir şeye 'kendini adamış' (devoted) birini düşünün. '-ee' son eki genellikle bir kişiyi ifade eder.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.