adjective

devout

dindar, sofu, içten

She was a devout Christian.

Dindar bir Hristiyandı.

He is a devout supporter of the team.

Takımın sadık bir destekçisidir.

dindar bir ((isim)) a devout (noun) She was a devout Christian.

Eş anlamlılar: pious, religious, dedicated, sincere; Zıt anlamlılar: impious, insincere

Eski Fransızca 'devot' kelimesinden, Latince 'adanmış, sadık' anlamına gelen 'devotus'tan gelmektedir.

'Bağlılık' (devotion) dolu birini tanımlar. Genellikle dinle ilgilidir ancak çok sadık anlamına da gelebilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.