verb

dip

batırmak, daldırmak, azalmak, eğilmek

She dipped her biscuit in the tea.

Bisküvisini çaya batırdı.

The sun dipped below the horizon.

Güneş ufkun altına indi.

Sales dipped slightly last month.

Satışlar geçen ay biraz düştü.

He dipped his hand into his pocket.

Elini cebine daldırdı.

((bir şeyi)) ((bir şeyin içine)) (bir şeyi) (bir şeye) batırmak She dipped her biscuit in the tea.

((zarf/edat)) alçalmak, inmek The sun dipped below the horizon.

((miktar kadar)) düşmek, azalmak Sales dipped slightly last month.

Synonyms: daldırmak, batırmak, düşmek, inmek

Eski İngilizce'de 'daldırmak' anlamına gelen ve 'deep' (derin) ile ilişkili olan `dyppan` kelimesinden gelir.

Bir şeyi bir sıvının içine 'derin' bir şekilde batırma veya bir seviyenin aşağı inmesi gibi 'derin' bir hareket hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.