noun

aim

amaç, hedef, gaye

My main aim in life is to be happy.

Hayattaki ana amacım mutlu olmak.

The aim of the game is to score points.

Oyunun amacı puan kazanmak.

His aim with the rifle was very good.

Tüfekle nişan alması çok iyiydi.

((bir şeyin amacı)) bir şeyin maksadı. The aim of the project is to reduce waste.

((-mek amacıyla)) bir şey yapma maksadıyla. He studied hard with the aim of passing the exam.

((birinin nişanı)) bir silahı doğrultma eylemi. The soldier's aim was steady.

Eş anlamlılar: amaç, hedef, gaye, maksat

Eski Fransızca'da 'tahmin etmek, değer biçmek' anlamına gelen 'esmer' kelimesinden gelir.

İngilizce 'I am' (ben ...-im) ifadesini düşünün. Bir hedefe doğru ilerlerken 'Ben geliyorum' demek gibi. 'I am' ve 'aim' ses olarak benzer.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.