adjective

divisive

bölücü, ayrılıkçı, nifak sokan

It is a divisive political issue.

Bu, bölücü bir siyasi meseledir.

His comments were highly divisive.

Yorumları son derece bölücüydü.

bölücü bir ((isim)) Bu, bölücü bir konudur.

bölücü olmak Politikaları bölücüydü.

Synonyms: yabancılaştırıcı, yıkıcı; Antonyms: birleştirici, bütünleştirici

Latince 'dividere' (bölmek) kelimesinden. '-ive' eki bir eğilim veya nitelik belirtir.

'Divisive' (bölücü) bir konu, insanların fikirlerini 'bölen' (divides) bir konudur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.