verb

drift

sürüklenmek, yığın

The boat began to drift out to sea.

Tekne denize doğru sürüklenmeye başladı.

Snow formed a deep drift against the wall.

Kar, duvara karşı derin bir yığın oluşturdu.

I don't want to drift apart from my friends.

Arkadaşlarımdan uzaklaşmak istemiyorum.

((yön)) (bir yöne) sürüklenmek The clouds drifted across the sky.

bir ((bir şey)) yığını yığılmış bir kütle There was a drift of sand against the fence.

uzaklaşmak biriyle daha az yakın olmak We were good friends, but we drifted apart.

Fiil: Eş anlamlılar: float, wander, stray. İsim: Eş anlamlılar: pile, heap, current, tendency.

Eski Norsça 'drift' kelimesinden gelir, anlamı 'bir araya getirilmiş sürü'. 'drive' ile ilişkilidir.

Rüzgar tarafından itilen sürücüsüz (DRIVerless) bir arabanın sürüklenmeye (DRIFT) başladığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.