verb

dropped

düşürmek, azalmak, bırakmak, indirmek

She dropped her keys on the floor.

Anahtarlarını yere düşürdü.

The temperature dropped overnight.

Sıcaklık bir gecede düştü.

Can you drop me at the library?

Beni kütüphanede bırakabilir misin?

He dropped the subject quickly.

Konuyu çabucak kapattı.

((sth.)) (bir şeyi) düşürmek Anahtarlarını yere düşürdü.

((by amount)) (miktar kadar) düşmek Sıcaklık beş derece düştü.

((sb.)) ((off)) (birini) indirmek Beni kütüphanede bırakabilir misin?

((sth.)) (bir konuyu) kapatmak Konuyu çabucak kapattı.

Eş anlamlılar: düşürmek, indirmek, bırakmak; Zıt anlamlılar: kaldırmak, yükseltmek, yerden almak

Eski İngilizce'de 'damlamak' anlamına gelen 'dropian' kelimesinden gelir ve 'damla' anlamına gelen 'dropa' ile ilişkilidir.

Tek bir su damlasının düşerken çıkardığı 'drop' sesini düşünün. Bu, düşme veya bir şeyi düşürme anlamlarıyla bağlantılıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.