adjective

drowsy

uykulu, sersem

The warm room made me feel drowsy.

Sıcak oda beni uykulu yaptı.

He was drowsy from the medicine.

İlaçtan dolayı uykuluydu.

uykulu hissetmek Sıcak oda beni uykulu yaptı.

((sth.)) dolayı uykulu olmak İlaçtan dolayı uykuluydu.

Eş anlamlılar: uykulu, yorgun, uyuşuk; Zıt anlamlılar: uyanık, tetikte, enerjik

Eski İngilizce'de 'uyuşuklaşmak' anlamına gelen 'drusian' kelimesinden gelir. '-y' eki onu bir sıfat yapar.

'dozy' (uykulu) gibi ses çıkarır. Gözlerinizin yavaşça kapandığını ('drawing closed') hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.