noun

alcove

oyuk, hücre, niş

There was a desk in the alcove.

Oyukta bir masa vardı.

The statue was placed in an alcove.

Heykel bir oyuğa yerleştirilmişti.

((bir oyuk)) bir odanın küçük girintili bir bölümü They built shelves in the alcove.

Eş anlamlılar: niş, girinti, oyuk

Arapça 'el-kubbe' (kemer, kubbe) kelimesinden İspanyolca 'alcoba' yoluyla gelmiştir.

Duvardaki küçük bir 'mağara' (cave) gibi düşünün, bir 'al-cove'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.