adjective

dying

ölmekte olan, can çekişen, yok olmak üzere

The dying plant needs some water.

Ölmekte olan bitkinin biraz suya ihtiyacı var.

It is a dying industry.

Bu, ölmekte olan bir endüstri.

Her dying wish was to see the sea.

Son arzusu denizi görmekti.

((dying)) + isim bir ismi tanımlar The dying embers glowed in the dark.

Synonyms: moribund, expiring, fading; Antonyms: living, thriving, growing

Eski İngilizce'deki 'dīegan' (ölmek) fiilinden gelen 'to die' fiiline, sıfat-fiil/sıfat yapan '-ing' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur.

Bir mum alevinin sönmesini ('dying out') hayal edin. Kaybolmadan önce gittikçe küçülür.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.