verb

earn

kazanmak, hak etmek

She earns a good salary.

İyi bir maaş kazanıyor.

He earned their respect.

Onların saygısını kazandı.

The company earned a profit last year.

Şirket geçen yıl kâr etti.

((sth.)) (bir şey) kazanmak She earns a good salary.

Eş anlamlılar: gain, get, acquire, deserve

Eski İngilizce'de 'emek karşılığı ödül almak' anlamına gelen 'earnian' kelimesinden gelir.

Türkçedeki 'er' (asker) kelimesini düşünün. Bir 'er' maaşını 'earn' eder (kazanır).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.