adjective

earnest

ciddi, samimi, içten

He made an earnest attempt to solve the problem.

Sorunu çözmek için ciddi bir girişimde bulundu.

She has an earnest desire to help others.

Başkalarına yardım etmek için samimi bir arzusu var.

They were in earnest conversation.

Ciddi bir sohbet içindeydiler.

ciddi bir ((isim)) samimi bir (isim) He gave an earnest apology.

ciddi olarak ciddiyetle They began to work in earnest.

Synonyms: sincere, serious, solemn; Antonyms: flippant, frivolous

Eski İngilizce'de 'ciddiyet, şevk' anlamına gelen 'eornost' kelimesinden türemiştir. Almanca 'Ernst' kelimesiyle ilişkilidir.

'earn-est' kelimesini, samimi olmak için elinden gelenin 'earn-est' (en iyisini) yapmaya çalışan biri olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.