abridge
Çeviri
kısaltmak, özetlemek, kısıtlamak
Örnekler
The editor had to abridge the long novel.
Editör uzun romanı kısaltmak zorunda kaldı.
His rights were abridged by the new law.
Hakları yeni yasayla kısıtlandı.
Dilbilgisi Kalıpları
((sth.)) (bir kitabı, oyunu vb.) kısaltmak The editor had to abridge the long novel.
((sth.)) (bir hakkı veya ayrıcalığı) kısıtlamak His rights were abridged by the new law.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: shorten, condense, summarize; Zıt anlamlılar: expand, lengthen
Etimoloji
Latince 'ad-' (yönelme) + 'brevis' (kısa) kelimelerinden türeyen 'abbreviare'den gelir.
Hafıza İpuçları
Uzun bir kitabın sonuna daha hızlı ulaşmak için 'bir köprü' (a bridge) inşa ettiğinizi düşünün. 'Abridge' hikayeyi hızlıca geçmenize yardımcı olur.