adjective

educated

eğitimli, okumuş, kültürlü

She is a highly educated woman.

O, yüksek eğitimli bir kadındır.

He made an educated guess about the result.

Sonuç hakkında bilinçli bir tahminde bulundu.

eğitimli bir ((kişi)) iyi bir eğitim seviyesine sahip bir kişi. She is a highly educated woman.

bilinçli bir ((tahmin/karar)) bilgi ve deneyime dayalı bir tahmin veya karar. He made an educated guess about the result.

Synonyms: learned, knowledgeable, well-read; Antonyms: uneducated, ignorant

'To educate' fiilinin geçmiş zaman ortacı. Latince 'educatus' kelimesinden gelir.

'Education' (eğitim) almış biri şimdi 'educated' (eğitimli) bir durumdadır. '-ed' eki, bir eylemin sonucunu gösterir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.