adjective

elderly

yaşlı, ihtiyar

He helps his elderly neighbour.

Yaşlı komşusuna yardım ediyor.

Seats are reserved for the elderly.

Koltuklar yaşlılar için ayrılmıştır.

an elderly ((person)) yaşlı bir (kişi) He helps his elderly neighbour.

the elderly yaşlılar (grup olarak) Seats are reserved for the elderly.

Eş anlamlılar: old, aged, senior; Zıt anlamlılar: young, youthful

'Elder' (yaşça büyük) kelimesine '-ly' ekinin eklenmesiyle 'yaşlı gibi' anlamına gelir.

'Elderly', insanlardan bahsederken 'old' demenin daha kibar ve resmi bir yoludur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.