noun

alibi

mazeret, gerekçe, suç anında başka yerde olma kanıtı

The suspect had a solid alibi for the crime.

Şüphelinin suç için sağlam bir mazereti vardı.

He used work as an alibi to avoid the party.

Partiden kaçmak için işi mazeret olarak kullandı.

to have an alibi mazereti olmak Şüphelinin sağlam bir mazereti vardı.

an alibi for ((sth.)) (bir şey) için mazeret Partiden kaçmak için işi mazeret olarak kullandı.

Eş anlamlılar: excuse (mazeret), defence (savunma), justification (gerekçe), pretext (bahane)

Latince 'başka yerde' anlamına gelen 'alibi' kelimesinden gelir. 'alius' (diğer) ve 'ibi' (orada, o yerde) kelimelerini birleştirir.

Mazeret, sizin 'başka bir yerde' olduğunuzu kanıtlar. 'ali-' kısmı, 'alias' veya 'alien' kelimelerindeki gibi 'diğer' anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.