adjective

elective

seçmeli, isteğe bağlı, seçmeli ders

She had elective surgery on her knee.

Dizinden elektif bir ameliyat oldu.

French is an elective subject at my school.

Okulumda Fransızca seçmeli bir derstir.

I chose photography as my elective.

Seçmeli dersim olarak fotoğrafçılığı seçtim.

((elective)) + isim bir şeyin seçmeli olduğunu belirtir She had elective surgery on her knee.

Eş anlamlılar: isteğe bağlı, gönüllü; Zıt anlamlılar: zorunlu, mecburi

Latince 'seçmek' anlamına gelen 'eligere' kelimesinden. 'e-' (dışarı) + 'legere' (seçmek).

Bir dersi veya prosedürü 'seçmeyi' (to elect) düşünün. Bu sizin seçiminizdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.