verb

elicit

ortaya çıkarmak, sağlamak, temin etmek

The teacher tried to elicit a response from the student.

Öğretmen öğrenciden bir yanıt almaya çalıştı.

Her questions elicited the truth from him.

Soruları ondan gerçeği ortaya çıkardı.

((sb.)) ((sth.)) (birinden) (bir şeyi) almak/ortaya çıkarmak Öğretmen öğrenciden bir yanıt almaya çalıştı.

Eş anlamlılar: ortaya çıkarmak, uyandırmak, elde etmek; Zıt anlamlılar: bastırmak, gizlemek

Latince 'elicere' kelimesinden gelir, 'e-' (dışarı) + 'lacere' (cezbetmek, ayartmak).

'e-' harfini 'exit' (çıkış) gibi 'dışarı' anlamında düşünün ve 'licit' kelimesi 'lure it' (onu cezbet) gibi duyuluyor. Birinden 'bir şeyi cezbederek dışarı çıkarmak' gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.