adjective

embedded

gömülü, yerleşik, içine işlemiş

The device has an embedded chip.

Cihazın gömülü bir çipi var.

She is an embedded journalist.

O, (orduya) yerleşik bir gazeteci.

((embedded in sth.)) (bir şeye) gömülü The fossil was embedded in the rock.

((an embedded sth.)) gömülü bir (şey) The device has an embedded chip.

Eş anlamlılar: integrated (entegre), built-in (dahili); Zıt anlamlılar: separate (ayrı), detached (bağımsız)

'to embed' fiilinin geçmiş zaman ortacı. 'em-' (içine) + 'bed' (yatak).

'Yatağın içinde' olan ve kolayca çıkarılamayan bir şey düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.