noun

embellishment

süsleme, bezeme, abartı

The dress had beautiful silver embellishment.

Elbisenin üzerinde güzel gümüş süslemeler vardı.

His story was full of embellishment.

Onun hikayesi abartılarla doluydu.

((bir şey)) üzerinde ((süsleme)) Elbisenin üzerinde güzel gümüş süslemeler vardı.

Eş anlamlılar: decoration, ornamentation, exaggeration; Zıt anlamlılar: plainness, simplicity

Fransızca 'embellir' (güzelleştirmek) kelimesinden, 'em-' (içine) + 'bel' (güzel) köklerinden gelir.

Bir şeyi daha güzel veya bir hikayeyi daha ilginç hale getirmek için ona bir 'zil' (bell) eklediğinizi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.