noun

embodiment

somutlaşmış hal, tecessüm, cisimleşme

She is the embodiment of kindness.

O, nezaketin somutlaşmış halidir.

This statue is the embodiment of the city's spirit.

Bu heykel şehrin ruhunun tecessümüdür.

((the embodiment)) ((of sth.)) bir şeyin somutlaşmış hali O, nezaketin somutlaşmış halidir.

Eş anlamlılar: personification, incarnation, epitome, manifestation

'embody' (somutlaştırmak) fiilinden. 'em-' (içine) + 'body' (vücut) + '-ment' (isim yapan ek).

Cesaretin somutlaşmış hali gibi, bir niteliğin 'vücudu' olan birini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.