adjective

alive

canlı, hayatta

My grandparents are still alive.

Büyükannem ve büyükbabam hala hayatta.

The city is alive with music.

Şehir müzikle cıvıl cıvıl.

He kept the hope alive.

Umudunu canlı tuttu.

((olmak)) alive hayatta olmak My grandparents are still alive.

((olmak)) alive with ((bir şey)) ((bir şey)) ile dolu olmak The city is alive with music.

keep ((bir şey)) alive ((bir şeyi)) canlı tutmak He kept the hope alive.

Eş anlamlılar: living, animate; Zıt anlamlılar: dead, deceased

Eski İngilizce'de 'hayatta' anlamına gelen 'on līfe' kelimesinden gelir. 'a-' öneki 'içinde' veya 'üzerinde' anlamına gelir.

'a life' (bir hayat) düşünün. Bir hayatınız varsa, 'alive' (hayatta) olursunuz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.