noun

eminence

seçkinlik, yücelik, yüksek yer

She achieved eminence as a scientist.

Bir bilim insanı olarak ün kazandı.

The castle was built on an eminence.

Kale yüksek bir yere inşa edilmişti.

He was addressed as 'Your Eminence'.

Ona 'Ekselansları' diye hitap edildi.

((as sth.)) bir şey olarak seçkinlik She achieved eminence as a scientist.

an eminence yüksek bir yer The castle was built on an eminence.

Synonyms: seçkinlik, ün, prestij; Antonyms: bilinmezlik, önemsizlik

Latince 'göze çarpmak', 'öne çıkmak' anlamına gelen 'eminere' kelimesinden gelir. Hem gerçek hem de mecazi anlamda belirgin olma durumunu ifade eder.

Çevresindeki araziden 'öne çıkan' bir dağ hayal edin. Bu fiziksel bir 'eminence' (yüksek yer) ve bir kişinin yeteneğinin 'öne çıkması' mecazi bir 'eminence' (seçkinlik) demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.