adjective

enabling

olanak sağlayan, imkan veren, müsait

This is an enabling technology for future growth.

Bu, gelecekteki büyüme için olanak sağlayan bir teknolojidir.

Her enabling behaviour allows him to continue drinking.

Onun müsamahakar davranışı, içmeye devam etmesine izin veriyor.

((isim)) bir ismi niteleyen bir sıfat olarak olanak sağlayan Bu, olanak sağlayan bir teknolojidir.

Eş anlamlılar: güçlendiren, kolaylaştıran, müsamahakar; Zıt anlamlılar: engelleyen, kısıtlayıcı

'en-' (yapmak, haline getirmek) öneki ve 'able' (yapabilen) kelimesinden. Kelimenin tam anlamıyla 'yapabilir kılmak'.

'Enabling' kelimesini, birine iyi ya da kötü bir şey yapma 'yeteneği' (ability) vermek olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.