noun

ends

amaçlar, hedefler, bölge, artıklar

The ends justify the means.

Amaca ulaşmak için her yol mubahtır.

He lives in the rougher ends of town.

Şehrin daha tekin olmayan bölgelerinde yaşıyor.

We need to make ends meet this month.

Bu ay iki yakamızı bir araya getirmemiz gerekiyor.

They were at loose ends after finishing the project.

Projeyi bitirdikten sonra boşta kalmışlardı.

amaca ulaşmak için her yol mubahtır istenen bir sonucun o kadar önemli olduğu ve her yöntemin kabul edilebilir olduğu anlamına gelen bir deyim He believes the ends justify the means.

iki yakasını bir araya getirmek ihtiyaçları için zar zor yetecek kadar parası olmak They struggle to make ends meet.

boşta olmak yapacak belirli bir şeyi olmamak I was at loose ends this weekend.

Eş anlamlılar (amaç için): aim, goal, objective. Eş anlamlılar (bölge için): district, neighbourhood.

'end' kelimesinin çoğulu. 'Amaç' anlamı, hedeflediğiniz 'sonuç' fikrinden gelir.

'Ends' kelimesini ulaşmak istediğiniz nihai sonuçlar veya hedefler ya da bir kasabanın fiziki 'uçları' olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.