verb

endure

dayanmak, katlanmak, tahammül etmek, sürmek

She had to endure a long journey.

Uzun bir yolculuğa katlanmak zorunda kaldı.

The company endured the economic crisis.

Şirket ekonomik krize dayandı.

His fame will endure for centuries.

Onun şöhreti yüzyıllarca sürecek.

((sth.)) (bir şeye) dayanmak, katlanmak She had to endure a long journey.

endure sürmek, devam etmek His fame will endure for centuries.

Synonyms: bear, tolerate, withstand, last; Antonyms: yield, surrender, perish

Latince 'sertleştirmek' anlamına gelen 'indurare' kelimesinden, 'in-' (içinde) + 'durus' (sert) kelimelerinden türemiştir.

'Endure' (dayanmak), zor bir zamanda 'durable' (dayanıklı) olmaktır. 'During' (sırasında) kelimesi de sertlik ve sürmekle ilgili bir kökü paylaşır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.