verb

engrave

oymak, kazımak, hakketmek

He engraved her name on the ring.

Yüzüğe onun adını kazıdı.

The memory was engraved on his mind.

O anı zihnine kazınmıştı.

((sth.)) ((on/in/with sth.)) (... üzerine) (...-i) oymak He engraved his initials on the watch.

Eş anlamlılar: carve (oymak), inscribe (yazmak), etch (asitle oymak)

Eski Fransızca 'engraver' kelimesinden gelir, 'en-' (içine) + 'graver' (kazımak).

İngilizce'de 'mezar' anlamına gelen 'grave' kelimesinin toprağa kazıldığını düşünün. 'Engrave' bir yüzeye kazımak demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.