verb

equalise

eşitlemek, dengelemek, berabere kalmak

The government tried to equalise opportunities for all.

Hükümet herkes için fırsatları eşitlemeye çalıştı.

The striker equalised in the final minute.

Forvet son dakikada beraberliği sağladı.

((bir şeyi)) eşitlemek Yeni yasa ücretleri eşitleyecek.

Eş anlamlılar: level, balance, match; Zıt anlamlılar: differentiate

'equal' kelimesine fiil yapan '-ise' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur, 'yapmak' anlamına gelir.

'-ise' eki genellikle 'bir şeyi ... yapmak' anlamına gelir. Yani, 'eşit yapmak'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.