verb

equalize

eşitlemek, dengelemek

The government tried to equalise opportunities.

Hükümet fırsatları eşitlemeye çalıştı.

The striker equalised in the final minute.

Forvet son dakikada beraberliği sağladı.

((bir şeyi)) eşitlemek Yeni yasa ücretleri eşitleyecek.

Eş anlamlılar: eşitlemek, dengelemek, denkleştirmek; Zıt anlamlılar: farklılaştırmak

Latince 'aequalis' (eşit) + '-ise' (fiil yapım eki).

İki şeyi bir terazi üzerinde dengeleyerek 'eşit' hale getirdiğinizi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.