noun

essence

öz, esas, esans

The essence of the problem is a lack of communication.

Sorunun özü iletişim eksikliğidir.

He captured the essence of the city in his photos.

Fotoğraflarında şehrin özünü yakaladı.

Add a few drops of vanilla essence.

Birkaç damla vanilya esansı ekleyin.

((bir şeyin özü)) (bir şeyin) özü The essence of his argument is that we need more time.

((özünde)) özünde In essence, both plans are the same.

Eş anlamlılar: çekirdek, doğa, ruh, madde

Latince 'olmak' anlamına gelen 'esse'den türeyen 'essentia'dan gelir. Bir şeyin 'varlığının' kendisine veya temel doğasına atıfta bulunur.

Bunu 'esansiyel' (essential) ile bağdaştırın. Esansiyel yağlar, bitkilerin 'özünden' (essence) yapılır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.