noun

estate

mülk, emlak, miras, site

He owns a large country estate.

Büyük bir kır mülküne sahip.

His entire estate was left to his children.

Tüm mirası çocuklarına bırakıldı.

They live on a housing estate.

Bir toplu konut sitesinde yaşıyorlar.

((bir kır/büyük mülk)) evli geniş bir arazi Bir kır mülkü satın aldılar.

((birinin mirası)) ölümden sonra bırakılan mal ve para Avukat onun mirasını yönetiyor.

((bir konut/sanayi sitesi)) çok sayıda ev/fabrika bulunan bir alan Fabrika bir sanayi sitesinde.

Synonyms: mülk, arazi, varlık, miras

Eski Fransızca 'estat' ve Latince 'status' (durum, konum) kelimelerinden gelir. 'Mülk' anlamı 'statü'den gelişmiştir.

Hayattaki 'durumunuzu' (state) düşünün, bu durum mülkünüzü veya 'malikanenizi' (estate) de içerir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.