verb

evoke

çağrıştırmak, uyandırmak, hatırlatmak

The music evoked memories of his childhood.

Müzik, onun çocukluk anılarını çağrıştırdı.

Her speech evoked a strong emotional response.

Konuşması güçlü bir duygusal tepki uyandırdı.

((sth.)) bir hissi, anıyı veya imgeyi akla getirmek Müzik, çocukluk anılarını çağrıştırdı.

Eş anlamlılar: elicit, arouse, induce, recall

Latince 'evocare' (dışarı çağırmak) kelimesinden gelir, e- (dışarı) + vocare (çağırmak).

'e-voke' kelimesini, geçmişten veya içeriden bir 'sesi' (voke -> vokal) 'dışarı' (e-) çağırmak olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.