verb

exacerbate

kötüleştirmek, şiddetlendirmek, arttırmak

His angry comments only exacerbated the situation.

Onun öfkeli yorumları durumu sadece daha da kötüleştirdi.

The new policy could exacerbate existing tensions.

Yeni politika mevcut gerilimleri daha da kötüleştirebilir.

((bir şeyi)) (bir sorunu veya kötü bir durumu) daha da kötüleştirmek Yeni yasa yoksulluğu daha da kötüleştirecek.

Eş anlamlılar: kötüleştirmek, ağırlaştırmak, yoğunlaştırmak; Zıt anlamlılar: hafifletmek, yatıştırmak, iyileştirmek

Latince 'ex-' (tamamen) + 'acerbus' (sert, acı) kelimelerinden. Kelimenin tam anlamıyla, bir şeyi tamamen sert hale getirmek.

Bir soruna ekstra asit ('acer') ekleyip onu daha da kötüleştirdiğinizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.