adjective

exciting

heyecan verici, heyecanlı

It was a very exciting football match.

Çok heyecan verici bir futbol maçıydı.

She has an exciting new job.

Onun heyecan verici yeni bir işi var.

((bir şey)) heyecan verici olmak Film çok heyecan vericiydi.

Eş anlamlılar: thrilling, stimulating; Zıt anlamlılar: boring, dull

Latince 'excitare' (uyandırmak) kelimesinden, 'ex-' (dışarı) + 'citare' (çağırmak).

Sizi enerjiyle koltuğunuzdan 'dışarı' (ex-) fırlatan bir şey hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.