adjective

exclusive

özel, seçkin, münhasır

This is an exclusive offer for our members.

Bu, üyelerimize özel bir tekliftir.

It's a very exclusive club.

Burası çok seçkin bir kulüp.

The two options are mutually exclusive.

İki seçenek birbirini dışlar.

exclusive ((to sb./sth.)) birine/bir şeye özel Bu teklif üyelere özeldir.

mutually exclusive birbirini dışlayan İki seçenek birbirini dışlar.

Eş anlamlılar: tek, eşsiz, özel; Zıt anlamlılar: kapsayıcı, genel, halka açık

'exclude' fiilinin sıfat hali, dışlamak anlamına gelir. 'Exclusive' bir şey başkalarını dışlar.

Üye olmayanları 'exclude' eden (dışlayan) 'exclusive' (seçkin) bir kulüp düşünün. Sadece seçkin bir azınlık içindir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.