noun

existence

varoluş, mevcudiyet, yaşam, hayat

The company came into existence last year.

Şirket geçen yıl kuruldu.

He leads a very simple existence.

Çok basit bir yaşam sürüyor.

I don't believe in the existence of ghosts.

Hayaletlerin varlığına inanmıyorum.

the existence of ((sth.)) (bir şeyin) varlığı The existence of aliens is not proven.

to come into existence ortaya çıkmak, kurulmak The club came into existence in 1990.

to lead a ... existence (... bir) yaşam sürmek He leads a quiet existence in the country.

Eş anlamlılar: being, reality, life; Zıt anlamlılar: non-existence, nothingness

Latince 'existentia' kelimesinden, 'öne çıkmak, görünmek, var olmak' anlamına gelen 'existere'den türemiştir. 'ex-' (dışarı) ve 'sistere' (durmak) kelimelerini birleştirir.

'exit' (çıkış) ve 'stance' (duruş) kelimelerini düşünün. Gerçekliğe 'dışarı çıkmak' var olmaktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.