adjective

existential

varoluşsal

The film asks some deep existential questions.

Film bazı derin varoluşsal sorular soruyor.

The company is facing an existential threat.

Şirket varoluşsal bir tehditle karşı karşıya.

an existential ((noun)) varoluşsal bir ... He was having an existential crisis.

Eş anlamlılar: (bağlama göre) fundamental, philosophical

'existence' + '-al' (sıfat eki) kelimelerinden oluşur. 'Varoluşla ilgili' anlamına gelir.

İnsan varoluşu, özgürlüğü ve sorumluluğu hakkındaki felsefe olan 'varoluşçuluk' (existentialism) ile ilişkilendirin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.